8-10 Eylül 2011 tarihleri arasında Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi tarafından düzenlenen 20. Ulusal Eğitim Bilimleri Kurultayı başarı ile tamamlanmıştır. Üniversiteler ve paydaşları arasında etkileşimi artırmak, üretilen bilgilerin yayılması ve paylaşılmasını sağlamak amacıyla 1981 yılından beri düzenlenmekte olan Ulusal Eğitim Bilimleri Kurultayı’nın 20.’sini tamamlamaktan gurur duyuyoruz. Gelecek on yıllarda da bu geleneğin devam edeceğine inanmaktayız.
Bu büyük organizasyonda bilimsel faaliyetlerin yanı sıra sosyal ve kültürel etkinliklerin de başarıyla gerçekleşmesini sağlayan, bunun için hiçbir emek ve çabayı esirgemeyen sayın rektöre; eğitim fakültesi dekanına, düzenleme kurulu başkan ve üyelerine ve katkıda bulunan tüm personele, katılımcılar adına teşekkür ederiz.
Ayrıca; tüm içtenlikleri ve enerjileriyle kurultayın başlangıcından sonuna kadar yanımızda olan, her fedakârlığa katlanan, katılımcılara ev sıcaklığı yaşatan sevgili öğrencilere özellikle teşekkür ediyoruz.
Bu kurultayda 72 üniversiteden katılımcılar, 12 salonda gerçekleştirilen 72 oturumda, bilim kurulunun kabul ettiği 356 bildiri sunmuştur. Bu oturumlarda eğitim bilimleri ve öğretmen yetiştirmenin tüm uzmanlık alanlarında genellikle araştırmalara dayalı bilgi, görüş ve öneriler tartışılarak, teorik ve uygulamaya yönelik deneyimler paylaşılmıştır.
Üç gün süren kurultay sonucunda aşağıdaki kararların kamuoyu ile paylaşılması kararlaştırılmıştır:
- Öğretmenlik, dünyada ve ülkemizde yeterlikleri tanımlanmış bir meslektir. Ülkemizde öğretmen yetiştirmenin kaynağı Eğitim Fakülteleri’dir. Öğretmenlik mesleğini değersizleştiren, başka alanlarda yetiştirilmiş insan gücüne kısa süreli kurslar veya sertifika programları yoluyla öğretmen yetiştirme uygulamalarından vazgeçilmelidir.
- Öğretmen yetiştirme programlarında yer alan “öğretmenlik meslek bilgisi dersleri” eğitim bilimleri koordinatörlüğünde alan uzmanları tarafından yürütülmelidir.
- Öğretmen yetiştirme programlarının kontenjanları arz-talep dengesi dikkate alınarak planlanmalı ve ikinci öğretim uygulamalarına son verilmelidir.
- Eğitim Fakülteleri’nin öğretim elemanı ihtiyacının karşılanması ve insan gücü kaynaklarının verimli kullanılabilmesi için, farklı üniversitelerin güçlerinin birleştirilmesi yoluyla eğitim bilimlerinin farklı uzmanlık alanlarında ortak lisansüstü programlar açılmalıdır.
- Öğretmen yetiştiren programların yeterlikleri belirlenmeli, yeterliklere uygun dersler ve içerikleri yeniden düzenlenmeli; programlarda felsefe, sosyoloji, psikoloji, uygarlık tarihi, halkla ilişkiler, estetik, güzel sanatlar vb. disiplinlerin yer almasına özel bir öncelik verilmelidir.
- Türkiye’de öğretmen ve eğitim yöneticisi yetiştirmenin felsefi temelleri ve politika araçları yeniden tespit edilmelidir. Öğretmen ve yönetici eğitiminin kalitesini artırmak için lisansüstü eğitime öncelik verilmeli, bu amaçla MEB ve üniversiteler arasında bir protokol çerçevesinde işbirliği ve işbölümü yapılmalıdır.
- Öğretmen yeterliklerine duyarlı kalmak koşuluyla, Eğitim Fakülteleri’nin güçlü yanlarını öne çıkaran özgün yapılara kavuşmaları sağlanmalıdır.
- Eğitim Fakülteleri’nde “okul deneyimi” ve “öğretmenlik uygulamaları” dersleri MEB ile birlikte yeniden planlanarak, öğretmen adaylarının hizmet öncesi eğitimi gerçek okul ortamlarında etkili bir şekilde sağlanmalıdır.
- Öğrenci seçme ve yerleştirme ile ilgili görev yapan kuruluşlarda eğitim bilimcilerle, ölçme ve değerlendirme uzmanlarından oluşan danışma ve yürütme kurulları oluşturulmalı; bünyelerinde kendi alanlarına ek olarak ölçme ve değerlendirme alanında yüksek lisans ve doktora eğitimi görmüş uzmanlar istihdam edilmeli; bağımsız ve akademik kuruluşların sınavlar veya sonuçlarıyla ilgili bilimsel araştırmalara dayanak teşkil edecek bir açık sistem oluşturulmalıdır.
- Öğretim programlarında geliştirilmesi öngörülen üst düzey düşünme becerileri ile her düzeyde yapılan sınavlarda ölçülen beceriler arasında uyum sağlanmalıdır. Bu amaçla, kademeler arasında sonuç odaklı ölçme-değerlendirme uygulamaları yerine süreç odaklı izleme-değerlendirme uygulamalarına geçilmelidir.
- Eğitim Bilimleri’nin farklı uzmanlık alanlarının her birinde ayrı ayrı mesleki örgütlenme eğiliminin artması, Eğitim Bilimleri’nin bir bütün olarak algılanmasına engel oluşturmakta ve bu durum bilimsel toplantılara da yansıyan koordinasyon sorununa neden olmaktadır. Eğitim Bilimleri Kurultayları’na katılım düzeyini de olumsuz yönde etkileyen bu sorunu çözmek için tematik kurultaylar düzenlenmeli; çağrılı konuşmacı, panel, yuvarlak masa toplantıları ile eğitim bilimcilerin katılımı artırılmalıdır.
- “Eğitim Fakülteleri Dekanlar Konseyi” kurulmalı, bağımsız akreditasyon kuruluşu oluşturulmalıdır.
Kurultay Bilim Kurulu (Adına)
Prof. Dr. Adil Türkoğlu
Prof. Dr. Gönül Akçamete
Prof. Dr. Selahaddin Öğülmüş
Prof. Dr. Ata Tezbaşaran
Prof. Dr. Yüksel Kavak
Prof. Dr. Servet Özdemir
Prof. Dr. Ayhan Aydın
|